Sağlıklı Beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sağlıklı Beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Eylül 2018 Salı

Çalışan hamileler ofiste nasıl beslenmeli?


Gebelik süresince, sağlıklı bir bebeğin gelişimini sağlamak için çoğu besin öğesinin gereksinimi artmaktadır. Yoğun tempoda çalışan bir gebeyseniz, beslenmeniz daha da önem kazanmaktadır.

Bütün besin gruplarının dahil olduğu yeterli ve dengeli düzeyde alım, artan besin öğesi gereksinimini sağlamak için en iyi yoldur. Çoğu zaman gebeler, “bebeğim büyüsün, gelişsin” diye beslenmelerini kontrolsüzce arttırarak, kalori gereksinimlerini neredeyse ikiye katlamaktadır. Gerçekte sizin ve bebeğinizin enerji gereksinimini temin etmek için, günlük 300 kalorilik bir ekstra enerji ilavesi, tüm gereksiniminizi karşılar.

1) ARA ÖĞÜNLERDE YANINIZDA TAŞIYABİLECEĞİNİZ SAĞLIKLI GIDALARI TÜKETİN

•Gelişen bir bebeğin vücut hücreleri çoğunlukla proteinden yapılır. Vücudunuzdaki değişiklikler ve özellikle de plesanta, proteine gereksinim duyar. Gebelik döneminde günlük fazladan 10 gr proteine ihtiyacınız vardır. Bunun için güne, muhakkak protein ağırlıklı bir kahvaltı ile başlanmalı, evde veya işyerinde fark etmeksizin süt, peynir, yumurta(katı/iyi pişmiş), ceviz, tam buğday ekmeği gibi besinlerle ilk öğün yapılmalıdır.

•Kahvaltı sonrası ve gün içerisinde ana öğünler arasında, mutlaka ara öğün yapılmalı, küçük porsiyonlar sık aralarla yenmelidir. Böylelikleolası yaşanabilecek kan şekeri problemleri ortadan kalkacaktır.

•Ara öğünlerde, ceviz, fındık, badem gibi sert kabuklular, mevsim meyveleri, gebelikle birlikte artan kalsiyum ihtiyacını karşılamaya destek süt, yoğurt, ayran, kefir benzeri süt grubu gıdalar çalışan gebelerin yanında taşıyabileceği ya da kolaylıkla ulaşabileceği sağlıklı alternatiflerdir.

2) KARBONHİDRAT YERİNE PROTEİN AĞIRLIKLI BESLENİN

•Öğle ve akşam yemeklerinde gereksiz kalori alımı engellenmeli, özellikle fazla tüketilen ekmek, pilav, makarna gibi besinler ihtiyaç dâhilinde tüketilerek, protein kaynağı (et, tavuk, balık, kuru baklagiller, yoğurt, ayran) yiyeceklerin ve sebze-salata gibi posa alımına katkıda bulunan gıdaların tüketimine daha fazla önem verilmelidir. Günün bir öğününde alınamayan bu besin grupları muhakkak diğer öğünle dengelenmelidir.

3) OFİS DIŞINDA NE TÜKETTİĞİNİZİ BİLİN

•Dışarıdan yemek tercihi yapmak zorunda olduğunuz durumlarda, salata ve özellikle yeşil yapraklı sebzelerde (ıspanak, semizotu gibi) yıkama koşullarının gerekli hijyenik kurallara uygunluğundan, emin olduğunuz yerlerde tüketimine dikkat ediniz. Aynı zamanda Et, tavuk, balık gibi besinlerin sağlıklı pişirilme yöntemleriyle hazırlanılarak (ızgara veya fırında), her gün 3 – 4 porsiyon ve iyi pişmiş olarak tüketmeye özen gösteriniz.

4) OFİSTE ÇAY KAHVE MOLALARINI AZALTIN

•Gebelikteki demir ihtiyacını karşılamak için yeterli miktarda demir alımı zordur. Demir her ne kadar besinlerde yaygın oranda bulunsa da yeterli oranda emilememektedir ve çoğu annenin gebelik öncesi demir depoları çok azdır.

•Bunun için iş yerinde çalışırken sıklıkla tükettiğimiz çay, kahve gibi kafein içeren ve demirin emilimini azaltan içeceklere dikkat etmeliyiz. Çayı azaltmalı, kırmızı et yedikten sonra çay içmemeli, kırmızı et ile birlikte gün içerisinde aşırı miktarda kalsiyum almamaya ve eti C vitaminiyle birlikte (köfte + limonlu salata gibi) tüketmeye çalışmalıyız. Kahve de daha fazla kafein olduğu için bu dönemde uzak durulmalı, tüketilecekse kafeinsiz kahveler tercih edilmelidir.

5) HAMİLELİK ÖDEMİNİN EN BÜYÜK DÜŞMANI: SU VE YÜRÜYÜŞ

•Su önemli besin öğelerindendir. Vücudun taşıma sisteminin bir parçası olan su, besin öğelerini vücut hücrelerine taşır ve bazı ürünleri ortamdan uzaklaştırır. Besin öğelerinin bebeğinize plesenta yoluyla taşınmasını sağlayan su asla ihmal edilmemeli, günde en az 2 litre içilmelidir.

•Özellikle sık karşılaşılan bir sorun olan kabızlık probleminin çözümünde de su tüketimi önemlidir. Oturarak geçen uzun çalışma saatleri arasında ofis içinde küçük yürüyüşler yapmakta hem kabızlık hem de ödem problemlerinin çözümüne yardımcı olur. Ödem var ise yine suyu bol içmek ve tuza dikkat etmek gereklidir.

9 Eylül 2018 Pazar

D vitamini eksikliğinin hiç bilinmeyen zararları


Vücut için son derece önemli olan D vitamini, başta kas-iskelet sistemi olmak üzere vücudumuzda diğer sistemlere yönelik farklı etkileri olan daha çok hormon yapısında bir moleküldür. D vitamininin iki formu beslenme için önemlidir.

D2 ve D3 vitaminleri nelerdir?

D2 Vitamini, bitkilerde ve maya mantarlarında üretilir. Yine yüksek dozlarda takviye gıdalarda bulunur. D3 Vitamini ise en aktif D vitamini formudur ve direkt güneş ışığına maruziyet sonrası deride oluşur. En yaygın D3 vitamini besin kaynakları ise güçlendirilmiş tahıllar, günlük takviye gıdalardır. Bu vitamin ayrıca balıkların karaciğerinde ve yağlı deniz balıklarında bulunur.

Eksikliği bütün vücudu etkiliyor

Son bilimsel çalışmalarda, D vitamini eksikliğinin; tümör gelişimine (kolon-kalın bağırsak, meme, prostat kanserleri), kalp-damar hastalıkları, diyabete, enfeksiyonlarda eğilime ve de depresyona yol açtığı belirtilmektedir. Ayrıca tıbbi yayınlarda D vitamininin, immün (bağışıklık) toleransta önemli rolü olduğu öne sürülmektedir. Dolayısıyla D vitamini eksikliğinin; bağ dokusu hastalıklarına (sistemik lupus eritematoz, romatoid artrit vb) yatkınlığı arttırdığı ve bu türden tanıları olan hastalarda eklem ağrılarını şiddetlendirdiği bildirilmektedir.

En çok kimlerde görülür?

D vitamini eksikliğinin en yaygın nedeni, güneş ışığına yeterince maruz kalmamaktır! Bununla birlikte gün içerisinde uzun süre kapalı ortamda kalanlar, ciddi karaciğer-böbrek hastalığı olanlar, rifampisin (tüberküloz-verem ilacı), epilepsi-sara ilacı kullananlar D vitamini eksikliği riski altındadırlar.

“Güneşin tedavi edici ışınları ‘cam varken’ içeri süzülemez”

D vitamini, cildiniz tarafından doğal güneş ışığından gelen ultraviyole radyasyonu ile karşılaşınca üretilir. Güneşin tedavi edici ışınları (ki bunlar cildinizde D vitamini üretirler) herhangi bir camdan içeri süzülemezler. Yani evinizde veya arabanızda otururken deride D vitamini üretimi olmaz.

Günlük besinlerinizden yeterli D vitamini alabilmek hemen hemen imkânsızdır. Vücudunuzda D vitamini oluşturmanın tek yolu doğrudan güneş ışını ile temas etmektir. Günlük vitamin D ihtiyacını en alt düzeyde karşılayabilmek için en az 10 bardak D vitamini katkısı ile güçlendirilmiş süt içmek gereklidir. Bu ise pratik olarak mümkün değildir ve süt, fazla tüketildiğinde “süt-alkali sendromu” denilen rahatsızlığa yol açabilir.


Peki D vitaminini nasıl alırız?

Haftada en az 3 kez 5-15 dakika boyunca direkt güneş ışığına kol ve bacakların ya da yüzün, kolların ve ellerin maruz kalması sağlanmalıdır. Bununla birlikte daha esmer tenli insanlar, güneş kremi kullananlar veya yaşlılar daha uzun süre güneş ışığına ihtiyaç duyabilirler.

Yeni çalışmalarda yaşlılarda günlük D vitamini ihtiyacı 800 IU olarak bildirilmektedir. Özellikle romatoid artrit, lupus gibi sistemik-romatizmal hastalığı olanlarda ve bu nedenle kortizon kullananlarda D vitamini takviyesi daha önemlidir.

Çocuklarda raşitizme yetişkinlerde ise kemik erimesine neden olabilir

D vitamini eksikliği, her yaş grubunda kaslarda güçsüzlüğe, kaslarda ve kemiklerde yaygın ağrıya neden olabilir. D vitamini kan düzeyinin düşük olması bebeklerde, çocuklarda raşitizme yol açar. Erişkinlerde ise özelikle omurga, pelvis, bacak kemiklerinde osteomalazi (kemiklerde yumuşama) ve osteoporoz (kemik erimesi) gelişimine sebep olabilir. Etkilenen kemikler dokunmakla ağrılıdır ve ufak bir travma sonrası ya da kendiliğinden kırıklar oluşabilir.

31 Ağustos 2018 Cuma

Victoria’s Secret Modelleri Tüm Gün Ne Yiyor?


Victoria’s Secret modelleri işleri gereği her zaman fit bir görüntüye sahip olmalıdır. Dolayısıyla bu, bir ton titiz egzersiz ve yemek programını iyi yürütmek anlamına geliyor. Peki Victoria’s Secret mankenleri bu halde kalabilmek için gün içerisinde ne yiyor?

Üç öğün yemek
Modeller inanılmaz derecede incedir ama bir o kadar da kuvvet gerektiren meslekleri vardır. New York City merkezli bir kişisel antrenöt olan Stephen Paterino bu nedenle mankenlerin ölçülü bir beslenme düzenine sahip olmaları gerektiğini söylüyor ve atıştırmalıkların hayranı olmadığını ekliyor. Hafta boyunca 3 ana öğün ve ara sıra da tatlıya odaklandığını söyleyen uzman buradaki anahtar kelimenin ‘ara sıra’ olduğunu vurguluyor. Pasterino hafif bir kahvaltı, ogle ve akşam yemekleri arasında 3 ila 6 saat geçmesi gerektiğini söylüyor.

Güle güle süt ürünleri
Atıştırmalıkların kesilmesi oldukça mantıklı ama Pasterino’nun bir tavsiyesi daha var: Süt ürünlerini de kesmek. Tercihini badem ve hindistan cevizi sütünden yana kullanan uzman bu sütlerin şişirmediğini söylüyor. Şişkinlik kadınlar arasında yaygın bir sorundur ve ciddi anlamda rahatsızlık verebilir. Bir Victoria’s Secret mankeninin bir iç çamaşırının içindeyken bu şişkinliği yaşaması ise pek mümkün değildir. Bu nedenle dondurma dahil her türlü süt ürünü hayatlarından çıkarılır.

"Çılgın diyetler" yok!
Ancak VS’ın tüm modelleri bu süt ürünleri yasağına uymuyor. Çünkü her mankende süt intoleransı görülmüyor. Model Stella Maxwell bir ropörtajında ‘ Ilımlı bir şekilde yemek yiyorum. Yüzde yüz bir şeyi kesmenin ya da çılgın diyetlere girmenin iyi bir fikir olmadığını düşünüyorum.’ Maxwell bunun yerine porsiyon kontrolü uyguluyor. Kahvaltıda rutin olarak avocado veya yulaf ezmesiyle çırpılmış yumurtasını, öğlenleri somondan tavuğa yanında protein olan salatasını yiyor. Ayrıca fındık ve beyaz leblebi gibi atıştırmalıkları da yediğini söylüyor.

Galon gallon su içmek
Bella Hadid’den Adriana Lima’ya pek çok VS modelinin kesinlikle uyduğu tek bir kural varsa o da bol bol su içmek. Çünkü düşük beden yağı için su içmek kesinlikle en büyük gerekliliklerden biri. Ayrıca sık sık su içmek metabolizmanın da iyi çalışmasını sağladığından kesinlikle vazgeçilmez bir fit kalma gerekliliği. Siz de hayatınıza en kolay adapte edebileceğiniz bu VS modeli kuralını hemen diyet programınıza eklemelisiniz.

27 Ağustos 2018 Pazartesi

Kilo aldırmayan 5 pratik yaz tatlısı


Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Merve Sehlikoğlu, tatlıların her zaman yüksek kalorili olmasının gerekmediğini belirterek, kilo aldırmayan tatlı önerisinde bulundu.
Sehlikoğlu, kışın alınan fazla kiloların verilerek yaz aylarına formda girmeye çalışıldığını söyleyerek, "Bunca emek sonrası bu yaz kendimizi tutup formumuzu korumaya özen göstersek de tatlısız olmuyor" dedi.Diyet Uzmanı Merve Sehlikoğlu, tatlıların her zaman yüksek kalorili olmasının gerekmediğini, hafif ve lezzetli tatlarla hem formu koruyup hem de tatlı ihtiyacını karşılayabileceğini kaydederek, hazırlaması pratik, kilo aldırmayan lezzetli tarif önerilerinde bulundu.

21 Ağustos 2018 Salı

Şeker İçermeyen 10 Meyve ve Sebze

Diyabet hastasıysanız ya da diyet yapıyorsanız, hangi meyve ve sebzenin şeker içerdiğini bilmek önemlidir. Hangi sebze ve meyvelerin şeker içermediğini ya da çok az şeker barındırdığını öğrenerek, ona göre beslenmenize dahil edebilirsiniz.
Aşağıda sağlıklı olduğu kadar şeker içermediği için diyabet hastalarının ve diyet yapanların rahatlıkla beslenmelerine dahil edebileceği sebze ve meyveleri görebilirsiniz.
1. Marul
Şeker içermeyen sebzelerden biri maruldur. Marul, folat, manganez ve demirin zengin bir kaynağı olduğu için bağışıklığı güçlendirmek için özellikle sağlıklıdır. Marulda ayrıca temel B vitaminleri ve vitamin A, C, D, E ve K gibi diğer vitaminler de bulunur. 100 gr marulda sadece yaklaşık 0.8 gr şeker vardır.
2. Kuşkonmaz
Vücut için oldukça faydalı önemli besinleri barındıran kuşkonmaz, sıfır yağ ve neredeyse hiç şeker içermez. Öncelikle metabolizmayı hızlandırmak için de kullanılmaktadır. A, C, E, K, B6 vitaminlerini ve demir, bakır, folat gibi mineralleri içerir ve protein bakımından da zengindir.
3. Brokoli
Bu koyu yeşil yapraklı yeşil sebze, neredeyse yağsızdır ve çok az şeker içerir. Brokoli A, C, D, E, K, vitaminleri, diyet lifi, kalsiyum, demir, fosfor, çinko ve potasyum içeren diğer besin maddeleri ile doludur. Brokoli ayrıca en güçlü antioksidanlardan birini içerir ve sağlıkla ilgili faydaları arasında cilt problemlerini tedavi etmek ve vücutta hastalıklara neden olan serbest radikalleri temizlemesi bulunur.
4. Brüksel lahanası
Sıfır yağ ve düşük şeker içeren sebzelerden biri olan Brüksel lahanası, birçok salata tarifinde kullanılır ve değerlendirebileceğiniz en sağlıklı seçeneklerden biridir. Brüksel lahanası ayrıca anti-kanserojen özelliklere sahiptir. Düşük şeker oranı ve sıfır yağ içermesi nedeniyle diyabet hastaları ve diyet yapanlar için sağlıklı seçeneklerinden biridir.
5. Beyaz lahana
Beyaz lahana, düşük şeker ve düşük yağlı gıda seçeneği için en uygun sebzelerdendir. Bu sebze birçok besin maddesi içerir ve birçok sağlık yararına sahiptir. Lahana, A, C, D, E ve K vitaminleri açısından zengindir. Ayrıca diğerlerinin yanı sıra kalsiyum, demir, magnezyum, çinko ve sodyum gibi mineraller de içerir.
6. Greyfurt
Greyfurt, öksürük ve soğuk algınlığı için en etkili ilaçlardan biridir. Greyfurt, ekstra kilo alma endişesi olmadan tüketebileceğiniz sıfır yağ ve düşük şeker içerir.
7. Avokado
En besleyici besinlerden biri olan avokado, düşük şekerli ve az yağlı yiyeceklerden biridir. Özellikle zengin beslenme lifi, potasyum ve bakır gibi mineraller ile E, A, K, B6 ve C vitaminlerini barındırır. Avokadoda az miktarda folat, bakır ve protein de bulunur. Birçok sağlık yararı vardır ve cilt, saç tedavilerinde düzenli olarak kullanılır.
8. Papaya
Papaya, damak tadına mükemmel uyum sağlaması ve lezzetli tadı dışında birçok sağlık yararına sahiptir. Papaya’daki sindirim süreçlerini canlandıran kimyasallar sindirimi kolaylaştırmaya yardımcı olur. Aynı zamanda temel vitaminler bakımından da zengindir. En önemlisi A vitaminidir. Karotenin varlığı papayayı kanser için koruyucu bir gıda yapar. Düşük sodyum kalitesi, kolesterol sorunları olan insanlar için iyidir. Papaya, cilt rengini iyileştirir, pigmentasyonu ve renk değişikliğini önler. Papaya, yaşlanmayı yavaşlatmaya yardımcı olan antioksidanlar içerir.
9. Domates
Muhtemelen en çok tartışılan konulardan biri domatesin meyve mi sebze mi olduğudur. Kesin olan şey, domates az yağlı ve neredeyse şekersiz gıdalardan biri olmasıdır. İyi miktarda K vitamini içerirler. K vitamini iyi kemik sağlığını korumanızı sağlar. Aynı zamanda osteokalsin adı verilen ve kalsiyumun kemiklerinizi güçlendirmesine yardımcı olan bir proteini de uyarır. Domates, gece körlüğü ve diğer hastalıkların önlenmesine yardımcı olan A vitamini de içerir.
10. Pancar
Pancar, pek çok rahatsızlığı tedavi etmeye ve önlemeye yardımcı olur. Düşük şekerli gıdalar listesindeki diğer gıdalardan biridir. Pancar, potasyum, demir ve lif gibi minerallerle doludur. Tatlı bir tada sahip olmasına rağmen şeker oranı düşüktür. O nedenle güvenle tüketilebilir.

26 Şubat 2018 Pazartesi

Hormonlu sebze ve meyveler nasıl anlaşılır?



Meyve ve sebzelerin büyümesini hızlandırmak ve verimini arttırmak amacıyla bilinçsizce kullandığı hormon katkıları, insan sağlığını tehdit ediyor.

Bazı üreticilerin özellikle meyve ve sebzelerin büyümesini hızlandırmak ve verimini arttırmak amacıyla bilinçsizce kullandığı hormon katkıları, insan sağlığını tehdit ediyor. Pazar, market ve manavlarda satışa sunulan sebzelerin hormonlu olup olmadığı ise dikkat edilecek birkaç ayrıntıyla anlaşılabiliyor.
İŞTE LİSTE
Yetkililer, meyve ve sebzelerin mevsiminde ve bol olduğu zamanlarda yenmesi gerektiğini, renginin parlaklığı ve şekline inanılarak meyve sebze alınmaması gerektiğini ifade ediyor.
Yetkililer ayrıca domatesin 15 Ekim - 10 Kasım ve 10 Nisan - 5 Mayıs, patlıcanın 15 Kasım - 15 Mayıs ve kabağın 1 Kasım - 15 Mayıs tarihleri arasında tüketilmemesi gerektiğini belirtti.
Tarım Bakanlığı'nın sitesinde yer alan bilgilere göre, sebzelerin ve meyvelerin hormonlu olup olmadığı dikkat edilecek birkaç ayrıntıyla kolaylıkla anlaşılabiliyor. Bazısebze ve meyvelerin hormonlu olup olmadığının anlaşılabilmesi için şu bilgiler veriliyor:
Hormonlu gıdayı anlamanın yollları
Domates; kestiğimiz zaman içleri boşsa, meyve ucunda sivri memeler oluşmuş veya meyvenin şekli bozulmuşsa aşırı hormonlu olduğu anlaşılır. Ayrıca hormonlu domates dikine kesildiği zaman meyvenin ortasında beyaz bir tabaka görülür.
Salatalık; meyve şekilsiz, bir ucu kalın bir ucu ince veya yan yana yapışık meyveler görülür. Sebzenin içi sünger gibi, çekirdeği de koflaşmıştır. Yendiği zaman lezzetsiz bir tat verir.
Patlıcan; şekli bozuk, meyve yanında meme gibi şişkinlikler veya salatalıktaki gibi çift meyve oluşumu vardır ve etli kısmı sünger gibidir.
Patates; meyvenin şekli bozuk, patates yumrularında yapışıklık ve küçük yumrular vardır. Eğer aşırı hormon kullanımı varsa patatesin içinde kararmalar görülebilir.
Çilek; aşırı büyüklük, yapışık meyveler görülür ve ısırıldığında meyvenin içi boştur.
Karpuz; karpuzların çekirdek yerleri boştur ve yenildiği zaman aşırı nişasta kokusu duyulur.
Biberler; meyveler aşırı büyük ve etlidir. Çekirdek evi boş, etli kısmında ise domatesteki gibi beyazlı bir kısım görülür.

23 Şubat 2018 Cuma

At ve eşek eti nasıl anlaşılır?


Kırmızı et fiyatlarının artmasının ardından piyasaya dana eti adı altında at ve eşek eti süren dolandırıcıların sayısı giderek artıyor. Siz bu durumu ayırt etmekte zorlanıyorsanız size vereceğimiz önerileri dikkatlice okumanızı tavsiye ediyoruz.




Etleri renklerine göre karşılaştırarak ne eti olduğunu anlamak mümkündür. At eti tam kırmızı renge sahip değildir. Dışarıdan bakıldığı zaman ciğeri andıracak koyu kahverenginde olduğu görülüyor. Dana eti ise kan kırmızı renge sahiptir.

Sadece renk kıyaslamayı yaparak bir etin at ve eşek eti mi yoksa dana eti mi olup olmadığını anlayabilirsiniz.

At ve eşek eti binek hayvanları olduklarından dolayı dana etine göre daha fazla lifli yapıdadır. Bu lifli yapı nedeniyle aşırı derecede serttirler ve çiğnenmeleri aşırı derecede zordur.

Aldığınız bir eti tüketirken çiğnemekte zorlanıyorsanız bu durum tüketmiş olduğunuz etin at ya da eşek eti olmasından kaynaklanabilir.

At ve eşek etinin üzerindeki yağ tabakası dana etine göre daha sarı renktedir. Normalde dana etinin üzerinde yer alan yağ sizlerin de bildiğiniz gibi beyaz renktedir.

12 Şubat 2018 Pazartesi

Sağlıklı Kahvaltı Yiyecekleri Listesi


Kahvaltıda Yenebilecek Sağlıklı Yiyecekler

Eğer iyi planlarsak kahvaltı hazırlamak çok fazla zaman almaz. Sağlıklı bir kahvaltı için aşağıda sıralanan yiyecekler size güç, konsantrasyon ve daha yüksek performans ve aynı zamanda sağlıklı kiloyu koruyabilmenizi sağlar.

Tahıllar

Kahvaltılık gevrek ya da kepek, tam tahıl ruloları, buğdaydan yapılan bisküviler, simit, az yağlı kepekten yapılmış kekler, krakerler, peksimetler gibi buğday ya da tam tahıl ürünler. Lor peyniri ve tarçınlı bir tatlı da kahvaltı için kusursuzdur. Ayrıca bir kase yulaf ezmesi de sağlıklı bir kahvaltıdır. Az zaman alacak şekilde yulaf ezmesi hazırlayabilir ya da süt ile yulafı pişirebilirsiniz. Lezzetli hale getirmek için içine armut, çay üzümü ve şeftali gibi taze meyveler ekleyebilirsiniz. Hatta badem ve zevkinize bağlı olarak şeker, biraz bal ve tarçın da ekleyebilirsiniz. Bu sağlıklı olduğu kadar karışık karbobhidrat, lif ve protein içeren bir kahvaltıdır.

Günlük Ürünler

Süt iyi bir protein kaynağıdır. Bazıları tam yağlı süt tercih eder fakat en iyi seçim yağsız ya da yarım yağlı süttür. Diğer günlük ürünler az yağlı yoğurt ve peynir (süzme peynir ya da beyaz peynir) olabilir.

Meyve ve Sebzeler

Meyve ve sebzelerin sayısız faydaları vardır. İçerdikleri antioksidanlar felç (daha çok yaşlılarda görülen inme), kalp krizi, görme sorunları, Parkinson hastalığı ve kanser gibi rahatsızlıkları önlemeye yardımcı olur. Güne bir bardak taze meyve, şifalı ot ya da sebze suyuyla başlamak iyi bir fikirdir. Bütün meyve yemek fazladan lif alacağınız için daha da yararlıdır. Biraz bal ya da bir kaç kaşık az yağlı yoğurt eklenmiş taze meyve salatası ve yoğurt ile taze ve çiğ sebzeler, sağlıklı kahvaltı yiyecekleri listesinde sıralanabilecek diğer seçeneklerdir. Ayrıca kahvaltılık gevreğinize rendelenmiş ya da doğranmış meyveler de ekleyebilirsiniz.

Sandviç ve Kızarmış Ekmek

Sandviçler sağlıklı ve doyurucu kahvaltı seçenekleridir. Sağlıklı bir sandviç için yüksek miktarda lif ve düşük kalori içeren ekmekleri seçin. Sıradan ekmekler arasında tam buğday ekmeği en iyi seçimdir. Sos olarak olarak mayonez, salata sosları, salsa sosu, karaturp sosu ve sirke tercih edebilirsiniz. Sandviç malzemesi olarak kullanalabileceğiniz birçok seçeneğiniz var. Sağlıklı tercihlerden bazıları; hindi, somon balığı, karides, ton balığı ve tavuk; sebze olarak ise salata yeşillikleri, domates, salatalık, mantar, brüksel lahanası, ıspanak, vs.
Kahvaltı için kızarmış ekmek tercih edenlerin beyaz ekmek yerine tam tahıl ekmek tercih etmeleri daha iyi olur. Ekmeğin üzerine ince sürülmüş tereyağı ve margarin ya da bunların yerine fıstık ezmesi ve az yağlı peynir gibi daha sağlıklı malzemeler kullanın. Ayrıca alternatif olarak çavdar ekmeği, pide ve tahıl ekmeklerini de deneyebilirsiniz.

Yumurta

Yumurta protein bakımından en besleyici kahvaltılıktır. Yumurtayı farklı şekillerde hazırlayabilirsiniz; haşlanmış, çırpılmış, kızartılmış, rafadan ya da omlet. Yumurtanın beyazı daha sağlıklıdır. Ayrıca çırpılmış yumurtaya biraz zeytinyağı ve biraz da biber ekleyerek daha lezzetli hale getirebilirsiniz. Yanında bir dilim kızarmış ekmekle de çok iyi gider. Bir yumurta tarifleri kitabında daha fazlasını bulabilirsiniz.

Soya Ürünleri

Soya peyniri (tofu), soya sütü, soya sosisi, soya eti ve soya burger kahvaltı için iyi seçimlerdir, kolesterol içermezler ve zengin birer protein kaynağıdırlar.
Daha sağlıklı kahvaltı fikirleri ve kolay kahvaltı tarifleri, günlük kahvaltı menünüzü planlamakta size yardımcı olacakır. Sürekli iş başında olan ve sağlıklı bir kahvaltı hazırlamaya zaman bulamayanlar, güne besleyici ve doyurucu bir yemek ile başlamak için bu pratik kahvaltı fikirlerini ve sağlıklı kahvaltılıkları şöyle bir gözden geçirmelidirler.

30 Ocak 2018 Salı

Müshil Etkisi Yaratan Bitki Çayları


Bağırsakların düzgün çalışmaması sonucu yaşanan kabızlık pek çok insanın ortak problemidir. Kabızlık, sadece sindirim sistemindeki düzensizlikler nedeniyle değil, gıdalar yoluyla alınması gereken lif eksikliği, hareketsizlik ve bazı ilaçların yan etkisi sonucuyla da oluşabilir.
Nedeni ne olursa olsun kabızlık, mide kramplarına ve rahatsızlık verici boyutlarda gaza sebebiyet verdiği için kişinin normal hayatını etkileyebilir. İlaçlarla tedavisi -geçici- olarak mümkündür.
Ancak beslenmeye dikkat etmek ve kabızlığa yol açan gıdalardan uzak durmak, tedavisinde ilk kuraldır.
Eğer kabızlık şikayetiniz varsa ilaçlara başvurmadan önce yan etkisi bulunmayan ıspanak suyu, havuç suyu, incir ve erik suyuna bir şans verebilirsiniz.
Bunlar dışında, karahindiba kökü, kuş otu, keten tohumu gibi hafif ve orta dereceli müshil etkisi bulunan bitkisel çaylardan yardım alabilirsiniz.

Hafif Müshil Etkisi Bulunan Çaylar

Keten tohumu ve sinirliot (karnıyarık otu ve psilyum olarak da bilinir) hafif müshil etkili bitkiler (tohumlar) arasında en sık kullanılanlardır. Bu iki tohumdan çay hazırlamak için 1-1.5 çay kaşığı kadar tohumu kaşıkla veya havanda ezdikten sonra 1 büyük su bardağı dolusu ılık/soğuk suya atıp çözülmesini bekleyebilirsiniz. Tohumlar suda hafifçe çözüldükten sonra içebilirsiniz.
Keten tohumunun bilinen bir yan etkisi bulunmadığı için bağırsaklarınız rahatlayana kadar günde 3 bardak tüketilebilir. Tabii müshil etkisi bulunan bitkileri çok uzun süreler boyu hiç ara vermeden tüketmenin bağırsak tembelliğine yol açabileceği unutulmamalıdır.

Orta Dereceli Müshil Etkisi Bulunan Çaylar

Karahindiba kökü ve kuş otu gibi bitkilerle hazırlanan çaylar kısa sürede bağırsak hareketi sağlayarak kabızlığın geçmesine yardımcı olur. Ancak bu çayların 1 haftadan uzun süre tüketilmesi önerilmemektedir.
Karahindiba çayını hazırlamak için 1-1.5 çay kaşığı karahindiba kökünü 1 bardak kaynar suya atın. 15 dakika bekledikten sonra süzüp içebilirsiniz. Hemoroid, kolit, ülser ve kabızlığa iyi gelen kuş otunu ise çiğ halde salatalarınızda kullanabilirsiniz.

Güçlü Müshil Etkisi Bulunan Çaylar

Bu kategoride yer alan bitkilerin oldukça güçlü müshil etkisi vardır ve sadece diğer çözümlerin işe yaramadığı durumlarda kullanılmaları önerilmektedir. Sinameki ve akdiken gibi bitkilerde bulunan “anthraquiones” adlı madde bağırsakları kısa sürede harekete geçirir ve dışkıyı yumuşatır.
Bu bitkisel çaylar, ülseri bulunan hastalara ve hamile kadınlara tavsiye edilmemektedir. Kızılderililerin “kutsal kabuk” olarak adlandırdığı akdiken çayı en fazla 2 hafta içilmelidir. Tadı pek hoş olmayan sinameki ise balla tatlandırılabilir ve 10 günden fazla içilmesi önerilmemektedir.

Yan Etkiler

Müshil etkisi bulunan çayların uzun süreli tüketimi bağırsakların normal işlevini olumsuz yönde etkileyebilir. Ayrıca güçlü müshil etkili çaylar gün içinde tuvalete çıkma ihtiyacını gündelik işlerin yapılmasını engelleyecek kadar arttırabilir. Bu bitkiler ishale, dolayısıyla aşırı su kaybına yol açarak halsizliğe neden olabilir.
Gebelik ve emzirme döneminde bulunan kadınların, herhangi bir sağlık sorunu nedeniyle düzenli olarak ilaç kullananların bitkisel ürünler tüketmeye başlamadan önce olası yan etkilerden korunmak adına bir uzmana danışmaları önerilir.

7 Eylül 2016 Çarşamba

Göz Kuruluğu İçin Zerdeçal


Gözlerin üst tabakasını korumak ve beslemek için yeterince yüzey kayganlığı sağlanamıyorsa göz kuruluğu sorunu ortaya çıkar. Bazı kişiler yeterince gözyaşı üretemezken bazı kişilerin gözyaşı doğru kıvama sahip olmadığından kaplama ve besleme görevlerini yerine getiremez. Yapay damlalarla bile çoğu kişi göz kuruluğundan şikayetçidir. Doktorla konuşup zerdeçal gibi takviyelerle çözüm aranabilir.
Göz kuruluğunun belirtileri arasında yüzeyin tahriş olması, kızarıklık, aşırı sulanma, ağrı, göz yorgunluğu ve zaman zaman buğulu görüş yer alır. Göz yüzeyinin enflamasyonu da göz kuruluğundan dolayı ortaya çıkabilir. Bu problem gözün ön kısmını kaplayan şeffaf doku olan korneanın hasar görmesine yol açabilir. Göz kuruluğu enflamasyonu kornea hasarıyla görüşte önemli değişikliklere sebep olabilir.
Zerdeçal, kurkumin adlı birçok tıbbi özelliği olan maddeyi içeren bir bitkidir. Bitki veya zerdeçal özü göz kuruluğunu tedavi etmez ama kurkumin bileşeni enflamatuar karşıtı özelliklere sahiptir. Bu sayede göz kuruluğunun sebep olduğu enflamasyonu azaltabilir. Enflamasyon varsa belirtilerin şiddetini azaltmak için zerdeçaldan faydalanmak hakkında doktorunuzla konuşabilirsiniz.
İhtiyaç duyduğunuz zerdeçal miktarı kişiden kişiye değişir. Bunun için doktor sağlığınızı, aldığınız ilaçları ve durumun şiddetini değerlendirir. Standart kurkumin tozunun ortalama dozu günde 3 kez 400 – 600 mg civarında olabilir. Doktorunuz zerdeçalı kök, kurutulmuş, tentür veya sıvı özüt gibi farklı bir formda almanızı da tavsiye edebilir.
Zerdeçal kullanmak için doktor tavsiyesi almanız gereklidir. Çünkü bu bitki kan sulandırıcı ilaçlar, şeker hastalığı ilaçları, mide asidini azaltan ilaçlar gibi ilaçlarla etkileşime geçebilir. Doktor sağlık geçmişinize bakarak sizin için doğru kararı verecektir. 


6 Eylül 2016 Salı

Selülit savan 10 besin


Selülitle olan derdimiz her yaz canımızı sıkmaya devam ediyor. Aslında sadece kozmetik ürünlerden medet ummak yetmiyor, spor yapmanın ve bazı ‘özel’ besinlerin de selülitle savaşta önemi büyük.

Selüliti oluşturan birden fazla neden bulunuyor. Genetik yatkınlık azımsanmayacak bir neden ancak çevresel faktörler ve beslenme de altta yatan genetik bir yatkınlığa bağlı olsun olmasın selülit oluşumunu tetikleyip, arttırabiliyor. Koç Üniversitesi Hastanesi’nden Diyetisyen Ceren Ergüden Soytürk, beslenmemizde yapacağımız küçük değişikliklerin selülit oluşumunu engelleyebileceği gibi var olan selülitlerin azalmasını da sağlayabileceğini söylüyor. 

1- Kuşkonmaz, beyaz lahana, karalahana: Ödem söktürücü ve toksin atmaya yardımcı içeriğinden dolayı sofralarda sıklıkla yer alması gereken sebzelerin başında yer alıyor.

2- Kereviz: İçeriğinde bulunan bir madde yardımıyla kan damarlarının kasılmasını engelleyerek dolaşımın rahatlamasını sağlıyor.

3- Zencefil: Kan inceltici fonksiyonu sayesinde dolaşımı rahatlatıyor. İnce ince dilimlediğiniz taze zencefili yeşil çaya veya arzu ettiğiniz herhangi bir bitki çayına katarak tüketebilirsiniz.

4- Ananas: İçeriğinde bulunan bromelain enzimi sayesinde yağ hücrelerinin çevresini saran bozulmuş kolajen dokuyu parçalıyor ve bu sayede yağların depolanmasını önlüyor. Ödem söktürücü etkisinden dolayı ananas, selülitle savaşta sofrada mutlaka yer alması gereken besinler arasında ilk sıralarda. İçeriğindeki fruktozdan (meyve şekeri) dolayı bir parmak kalınlığında ananas tüketmek porsiyon kontrolü yapmak açısından faydalı.

5- Yeşil çay: İçeriğindeki kateşin yağ yakımını artırıyor. Eşlik eden herhangi bir sağlık sorunu yoksa günde dört fincana kadar yeşil çay içebilirsiniz.

6- Domates: İçerisinde A ve C vitaminleri, folat, potasyum ve likopen bulunan domates özellikle hücre yenilenmesinde önemli rol oynayan güçlü bir antioksidan. Ara öğünlerde taze domates suyu içmek ve salataların içinde domates tüketmek selülitlerin giderilmesinde önemli rol oynuyor.

7- Soya: İçeriğinde bulunan fitoöstrojenle kolajenin yıkılmasına neden olan östrojenin görevini taklit ediyor. Ancak gerçekte östrojen olmadığı için reseptörlere bağlanmayarak kolajenin yıkılmasını önlüyor. Özellikle öğle ve akşam öğünlerinde soya köftesi, soya fasulyesi veya soya sütü tüketebilirsiniz.

8- Maydanoz, brokoli, portakal: Oldukça güçlü bir antioksidan olan ve kolajen yapımında görev alan C vitamini bağ dokusunu güçlendiriyor. Bu nedenle C vitamininden zengin brokoli, maydanoz, kivi, portakal, mandalina, yeşil biber, karnabahar gibi besinler öğünlerinizde mutlaka bulunsun.

9- Somon balığı: En güçlü Omega-3 kaynağı olan somon, Omega-3 yağ asidinin damarları genişleterek kan akışının ve dolaşımın rahatlamasına katkı sağlamasından dolayı porsiyon kontrolü yapılarak haftada en az bir kez mutlaka tüketilmeli.

10- Keten tohumu: Omega-3’ten zengin yağlı bir tohum olan keten tohumu kan dolaşımına yararlı etkisinden dolayı yoğurda, cacığa veya salataya 1-2 tatlı kaşığı ilave edilerek mutlaka tüketilmeli.

Uzak durulması gerekenler
Tuz: Vücutta su tuttuğu ve fazlası dolaşım bozukluğuna neden olduğu için günlük 2400 mg’ı geçmeyecek şekilde sodyum almak yeterli. Bu da yaklaşık 6 gram tuzun (1 çay kaşığı yaklaşık 5 grama eşit) yetişkin bireyler için yeterli olduğu anlamına geliyor.

Rafine şeker: Şeker cildi sıkıştıran kolajeni yıkarak sarkmaya neden olurken aynı zamanda yağ hücrelerinde depolanıyor ve bu hücrelerin genişlemesine neden oluyor. Bu nedenle şekeri mümkün olduğunca doğal kaynaklardan tüketmeye çalışın.

Kafein: Su ihtiyacını karşılamadığı gibi vücuttan su atılmasına neden olan diüretik etkisi ve kan dolaşımına yaptığı olumsuz etkilerden dolayı eğer ‘günde 2-4 fincan kahve içmeden yapamam’ diyen tiryakilerdenseniz, kafeinsiz kahve tüketmeyi denemek uygun bir yol olabilir.

Alkol: 1 gram yağ 7 kaloriyken, 1 gram alkol 9 kalori. Haftada bir kadehten fazla tüketilen alkol vücutta yağ olarak depolanıyor, su kaybına yol açıyor ve cildin görünümünü bozuyor.

Doymuş yağlar: Kırmızı et, salam, sosis, sucuk, pastırma ve sakatatlarda yüksek oranlarda bulunan bu yağlar vücudun atıklardan temizlenmesini engelleyerek dokularda ekstra su tutulmasına neden oluyor.

Sigara: Vücuttaki oksijen oranını azaltan sigara kılcal damarları daraltarak toksinlerin atılmasını yavaşlatıyor. Sadece selülitten değil, her türlü hastalıktan korunmak için sigaradan uzak durmakta fayda var. 

Ve asitli içecekler, fast foodlar, yağda kızartılmış besinler de uzak durulması gerekenler arasında.


Çocuklarda besin zehirlenmesi


Yazın besinlerin uzun süre sıcakta kalıp bozulmasından kaynaklanan besin zehirlenmelerini önlemek için alışveriş yaparken ve besin saklarken bazı detaylara çok dikkat etmek gerekiyor.

Bazen kusma, bazen ishal bazen de çok daha şiddetli belirtilerle kendini gösteren besin zehirlenmelerine karşı nasıl önlem almanız gerektiğini biliyor musunuz? Çocuk Gastroenteroloji ve Beslenme Uzmanı Dr. E. Mahir Gülcan, yaz aylarında artan besin zehirlenmelerinin suçlusunun kötü koşullarda saklanıp, hazırlanan ve pişirilen besinler olduğunu söylüyor. 

“Besinler, bakterilerin üremesi için gerekli olan besin öğeleri ve nem içerikleriyle mükemmel bir ortam yaratıyor. Bakteriler türlerine göre -10˚C’den 100˚C’ye kadar geniş bir sıcaklık aralığında canlılıklarını sürdürebiliyor. Patojen bakterilerin en iyi çoğalabildikleri sıcaklık aralığı 5-65˚C (tehlikeli bölge) arası oluyor. Besinleri dondurma işlemi bakterileri öldürmüyor ancak üremelerini durduruyor. Kaynatma ile bakterilerin birçoğu ölüyor ancak tamamen yok edilmiyorlar. Tehlikeli bölge olarak adlandırılan 5-65˚C arasında bırakılan potansiyel tehlikeli bir besin, uygun zaman zarfında besin kaynaklı hastalıklara ve zehirlenmelere neden olabilecek duruma geliyor” diyor.

Yaz aylarında en çok hangi gıdalara dikkat etmek gerekiyor?
Dr. E. Mahir Gülcan, bu soruyu şöyle cevaplıyor: “En çok besin zehirlenmesine sebep olan yiyecekler arasında yumurta yer alıyor. Örneğin yaş pasta, dondurma, mayonez gibi yiyeceklerin içerisinde yumurta bulunuyor. Bu tarz yiyeceklerde bayatlama ya da uygun koşullarda saklanamaması sonucu bozulmalar meydana gelebiliyor. Bunun yanında tavuk ve deniz ürünleri de besin zehirlenmesi kaynağı. Özellikle iş yerlerinde, toplu yemek tüketilen ortamlarda sık tercih edilen tavuk, en fazla besin zehirlenmesine sebep olan besinler arasında yer alıyor. Uygun şekilde saklanmamış konserve besinler de besin zehirlenmesine neden olabiliyor.”

İshali ve kusmayı engellemeyin
Besin zehirlenmeleri genellikle, aniden başlıyor, bozulmuş besinler tüketildikten sonra hastalık belirtileri 30 dakika ile 72 saat arasında ortaya çıkabiliyor. İshal, bulantı, kusma, şiddetli karın ağrıları ve karında kramplar gibi sindirim sistemini ilgilendiren şikayetlerin yanı sıra, bazen ateş de görülebiliyor. Dr. E. Mahir Gülcan, “Besin zehirlenmelerinin klasik belirtileri mide bulantısı, kusma ve ishaldir. Kusma ve ishal vücudun zehri dışarı atma yöntemlerindendir. Bu nedenle kesinlikle bulantı ve ishali önleyici ilaçlar kullanmayın. İshal ve kusmayı arttıracak düşüncesiyle hiçbir şey yememek de yanlış bir davranış. İshal tedavisinin en iyi şekli dinlenmek ve bol miktarda sıvı (temiz içme suyu, ayran, şekersiz çay vb.) tüketmek. İshal geçene kadar yoğurt, pirinç lapası, haşlanmış patates, ekşi elma ve taze şeftali suyu vb. besinler tüketilmeli. Sebzeleri pişirdikten, meyveleri de yıkayıp kabuğunu soyduktan sonra tüketin. Erik, kayısı, incir, üzüm, karpuz gibi meyveler bağırsak hareketlerini arttırdığı için yenmemeli” diyor.

Doğru gıda seçimi ile korunun
    Güvendiğiniz yerlerden alışveriş yapın ve son kullanma tarihlerine dikkat edin. 
•    Pastörize edilmemiş, mahalle arasında satılan süt ve süt ürünlerini tüketmeyin.
•    Dışı kirlenmiş veya çatlak olan yumurtaları yemeyin. Yumurtayı kullanmadan hemen önce sadece su ile yıkayın.
•    Konservelerin alt ve üst kapakları şişkin, kutuları zarar görmüş ve son kullanma tarihi geçmiş olanları kesinlikle satın almayın. Gebelikte taze sebze ve meyve ağırlıklı beslenin.
•    Yaz aylarında açıkta ve dışarıda satılan ürünleri almayın. Evinizdeki gıdaları da tüketene kadar buzdolabında saklayın.
•    Kurubaklagilleri nemsiz ve serin yerlerde muhafaza edin.
•    Pişmiş yemekleri oda sıcaklığında bir saatten fazla bekletmeyin, daha sonra yenecekse buzdolabında saklayın.
•    Dondurulmuş gıdaları çözüldükten sonra kesinlikle tekrar buzdolabına koymayın.
•    Hepsinden önemlisi ise hijyen. Sebze ve meyveleri bol su ile yıkayın. Mutfakta kullanılan temizlik bezlerini tek kullanımlık seçin ya da her kullanımdan sonra deterjanla yıkayın, ıslak bırakmayın.
•    Güvenemediğiniz bir su kaynağından su kullanmak zorundaysanız mutlaka suyunuzu içmeden kaynatın.
•    Çiğ et, çiğ tavuk ve kümes hayvanlarının etlerine çıplak elle dokunduktan sonra ellerinizi sabun ve sıcak su ile bolca yıkayın.
•    Çiğ balık tüketmeyin.

Çocuklar daha fazla etkileniyor
Kusma ve ishal sonucunda ciddi bir su kaybı oluşuyor. Çocuklar su kaybına erişkinden daha hassas olduklarından ve zehirlenmeye yol açan mikroplar, çocukların bağışıklık sisteminin zayıf olması nedeni ile daha ağır seyrettiğinden, çocuklar ve bebekler çok daha fazla etkileniyor. 

Mamaları bekletmeyin!
Bebeklerde de görülen besin zehirlenmeleri konusunda da uyaran Dr. E. Mahir Gülcan, “Özellikle yaz aylarında hazırlanan mamalar bir öğünde tüketilmeli, artan mama kullanılmamalı. Biberonlar mutlaka kaynatılmalı ya da sterilizasyon aletiyle sterilize edilmeli. Mama hazırlanırken kullanılan su güvenli olmalı, kaynatma işlemi tam ve düzgün yapılmalı. Eğer biberonlar iyice kaynatılmaz ya da sterilizasyon işlemi uygulanmazsa, mama kalıntıları mikropların üremesi için uygun bir ortam oluşturur ve üreyen mikroplar bir sonraki mamaya bulaşarak besin zehirlenmesi yapabilir” diyor.
Bebek ve çocuklarda tanı konulurken aynı besini yemiş birden fazla kişide ishal, kusma gibi zehirlenme belirtilerinin aynı zamanlarda ortaya çıkması durumuna bakılıyor. İshalli dışkıdan yapılan dışkı testlerinde iltihap hücresi ve besin zehirlenmesine neden olan mikrobun saptanması, kan testinde vücutta mikrop olduğuna dair parametrelerin yüksek olması ile besin zehirlenmesi tanısı konulabiliyor. 

Bu belirtilere dikkat!
Kanlı ishal varsa, ishal ile birlikte boyun sertliği, şiddetli baş ağrısı veya ateş varsa, zehirlenme belirtileri iki günden fazla devam ediyorsa, hemen bir uzmana başvurmalısınız.